|
|
AV KAZALARINDA İLK YARDIM
Avda bir kaza oldu ve siz, arkadaşınız veya diğer bir kişi
yaralandı. Böy le bir durumda, olaya ilk girişimi yapabilmek için
bazı ana bilgileri öğrenmemiz, temel ilk yardım malzemelerini
yanımızda veya ulaşım aracımızda bulundurmamız gerekmektedir.
İleride sıralanacak bütün acil durumlarda, ilk yardımı takiben,
mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. Temel ilk
yardım malzemelerini kısaca şöyle sıralayabiliriz:
-
Antiseptik solüsyon (batticon v.b.)
-
Gazlı bez.
-
Steril gazlı bez.
-
Plaster.
-
Pamuk.
-
Sabun.
-
Keskin makas, cımbız, termometre.
-
Aspirin veya benzeri ağrı kesiciler.
-
Böcek sokmaları veya ısırığına karşı kortizonlu merhem.
-
Allerjiye karşı antihistaminik ilaçlar vb.
DIŞ KANAMALAR VE İLK YARDIM
Dış
kanamalar, avlanma sırasında düşme, çarpma, ateşli silah veya kesici
aletlerin hatalı kullanımı sonucu oluşabilir. Böyle bir durumda,
hemen kanı dur durmak için ilk yardım ve tedavi öncelikle ele
alınmalıdır. Fazla kan kaybı ba
yılma, şok hatta ölüme bile neden olabilir. Çoğu kanamalar ölümcül
olmasa da, dikkatli davranılması, sade ce kanamayı durdurmak için
değil kanayan yerin mikrop kapmasını önlemek için de gereklidir.
Kanamanın cinsini saptamak çok önemlidir. Kılcaldamar, toplardamar
ve atardamar kanamaları ol mak üzere üç tip kanama vardır.
Kılcaldamarlar vücut ta sayıları en fazla ve en ince olan
damarlardır. Bunlar bir çizik veya sıyrık sonucu açıldıkları zaman,
pıhtılaşma mekanizması nedeniyle kendiliğinden duran kanamalara
neden olurlar. Derin kesikler genellikle toplardamarlara kadar iner
ve kalbe dönmekte olan kirli kanın sürekli ancak yavaş akmasına
neden olur. Kanama, kanayan yerin üzerine tampon yapmak sureliyle
durdurulabilir. Atardamar kanamaları daha seyrek görülür. Ancak en
tehlikeli kanama türü budur. Kan, kalp atışına uygun olarak tempolu
bir şekilde fışkırır. Kanama, ana atardamarlardan birinde olur ve
acilen önlem alınmazsa 1-2 dakika içinde ölüme bile sebebiyet
verebilir. Ciddi kanamaları durdurmak için aşağıdaki önlemler
alınabilir:
Yaralanan kişi derhal yatırılarak bacakları hafifçe yükseğe
kaldırılmalı dır. Böylece kanın beyne
gitmesi
kolaylaşır ve bayılma önlenebilir. Mümkünse yaralı bölge kalp
seviyesinin üzerinde tutulur. Bu hareket kanamayı bir miktar
azaltır. Kanayan yerde kir varsa temizlenir. Sonra temiz bir bezle
kanama üzerine basınç uygulanır. Kanama du runcaya kadar bastırmaya
devam edilir. Bunu takiben üzeri ya bir plasterle kapatılır, veya
bir sargı bezi ile sarılır. Ancak kanama devam eder ve sargının
üzerine çıkarsa tekrar basınç uygulanır. Bununla birlikte en yakın
atardamara parmak uçları ile basınç uygulanır . Kanama bunlara
rağmen durmazsa o bölgeye kan getiren ana atardamara basınç
uygulanır . Tüm bu çabalardan sonuç alınamazsa kanayan yerin hemen
yukarısındaki bölüme bir kumaş parçası, kalın bir ip veya benzeri
birşey sarılıp ucuna düğüm atılır. Düğümün içinden bir sopa, kalem
veya benzeri bir çubuk geçirilerek döndürülür. Kan akışı durunca
çubuk geri dönmeyecek şekilde sabitlenir . Buna turnike uygulaması
adı verilir.
TRAVMATİK DURUMLARDA İLK YARDIM
Travma yarası, harici bir güç veya şiddet sonucu oluşan bir
yaralanmadır. Avlanma sırasında, sık olarak böyle bir durumla
karşılaşmak olasıdır. Kırık veya çıkık bir kemik, eklem
burkulmaları, kafaya alınan şiddetli bir darbe buna örnektir.
Kırıklar, travmatik durumların en yaygınları arasındadır. Bir kırık,
kemik üzerine uygulanan güçlerin, kemiğin dayanabileceğinden daha
fazla olduğu durumda meydana gelir. Kırık, genellikle bir düşmenin,
burkulmanın veya diğer bir travma etkisinin sonucunda oluşur. Kemik
üzerinde şişme veya zedelenme, etkilenen kol veya bacakta şekil
bozukluğu, ilgili bölgenin hareket ettirilmesi veya üzerine basınç
uygulanması sonucu artan ağrı, o bölgede fonksiyon kaybı veya
deriden dışarıya çıkmış kırık bir kemik parçası bulgular arasında
sayılabilir. Eğer bir kırıktan şüphe ediliyorsa, uygun yaklaşım,
etkilenen bölgeyi daha fazla hasara uğramaktan korumak olmalıdır.
Asla, kırık kemik, yerine konulmaya çalışılmamalıdır. Kişi hastaneye
nakledilmeden önce kemik, hareketi önlemek için tespit edilmelidir.
Kırık kısmın altındaki ve üstündeki eklemler hareketsiz
tutulmalıdır. Desteklemek için kullanılan herhangi bir araç hasarlı
kısımları hareketsiz hale getirerek doku hasarını daha da
ağırlaştırabilecek olan hasarlı parçaların istenmeyen hareketlerini
önleyecektir. Eğer kırılan kemik açık yara ile birlikte ise yani
kırık kemik
deriden
dışarıya çıkıyorsa öncelikle kanamayı durdurmak için basınç
uygulanır. Kınlan yer, kan akışını azaltmak için kalp seviyesinden
daha yükseğe çıkarılır.
Şayet kırık elde, bilekte, kolda veya bacakta ise sıkı bir destek
kullanılmalıdır. Destekler tahtadan, ağaç dallarından, plastikten,
mukavvadan, metalden hatta gazete kağıdından yapılmış olabilir.
Uygulanan destek, desteklediği kemikten daha uzun olmalı ve ilgili
bölgenin yukarısına ve aşağısına doğru uzanmalıdır. Desteği, kol
veya bacağa gazlı bez ile, kumaş parçaları ile veya bir iple
bağlamak gerekir. İlgili kemiğin hareketi önlenecek kadar, ancak,
kan akımını durdurmayacak şekilde, sıkıca desteklenir. Örneğin kolun
ön kısmında bir kırık söz konusu ise bu bölgedeki gibi desteklenir.
Şayet bacağın alt kısmında bir kırık söz konusu ise bacağın tümünü
iki destek arasına almak gerekir.
Destek için herhangi bir araç bulunamaz ise sağlam olan diğer bacak
kınk olan bacağın hareketini sınırlandırmak için destek olarak
kullanılabilir. Bir omurga yaralanmasından şüphe ediliyorsa yaralı
kişi hareket ettirilmez. Zira hareket ettirmekten dolayı daimi felç
veya başka ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.
Destek
için herhangi bir araç bulunamaz ise sağlam olan diğer bacak kınk
olan bacağın hareketini sınırlandırmak için destek olarak
kullanılabilir. Bir omurga yaralanmasından şüphe ediliyorsa yaralı
kişi hareket ettirilmez. Zira hareket ettirmekten dolayı daimi felç
veya başka ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.
Şiddetli bir bükülme veya gerilme, eklemin normal hareket sınırlan
dışında hareket etmesine ve zorlanmasına yol açar, dolayısıyla
bağlar yırtılırsa burkulma olayı meydana gelir. Etkilenen
bölgede ağrı ve hassasiyet, deride renk kaybı ile şişme, eklem
fonksiyonunun bozulması belirtiler arasında sayılabilir. Etkilenen
bölgeyi, iyileşmeye yardımcı olmak ve daha fazla zedelenmeyi önlemek
için hareketsiz kılmak, ayrıca şişmeyi, ağrıyı ve adale spazmını
azaltmak için derhal buz uygulamak gerekir. İlgili eklemi kalp
seviyesinin üzerine çıkarmak şişmeyi önlemek açısından yararlıdır.
Kemiklerin uçlarının zorlanarak, eklemdeki normal pozisyonlarından
ayrılmasına çıkık adı verilir. Bir çok durumda, çıkığa sebep
veren zorlama, bir darbe veya düşme sonucu oluşur. Belirtiler
arasında eklemde gözle görülür şekilde pozisyon değişikliği, hareket
kısıtlılığı, şişme ve ağrı sayılabilir. İlgili eklemi hareketsiz
hale getirmek gerekir.
SUNİ SOLUNUM VE YENİDEN CANLANDIRMA
Bu hayat kurtarma yöntemi, kalp krizi, boğulma vakaları da dahil
olmak üzere bir çok acil olayda geçerlidir. Yalnız tüm vakaların
ortak bir yönü olmalıdır: Hasta baygındır ve nefes almıyordur. Kalp
durduğu zaman, oksijen yokluğu, birkaç dakika içinde beyinde
onanlmaz hasarlara yol açar hatta 3 ila 5 dakika arasında ölüme
bile neden olur.
Nefes
alamayan ve baygın bir insana yardım ederken zaman çok önemlidir.
Baygın kişi sırt üstü yatırılır. Yere diz çökülerek
hastanın boynu ve omuzlarına dik açı yapacak şekilde pozisyon
alınır. Nefes yolunu açabilmek için hastanın alnı arka ya doğru
itilir . Boynu ve omuzlarının altına, yükseltmek amacıyla yumuşak
bir eşya konur . Boyun zedelenmesinden şüpheleniliyorsa, başı
kaldırmadan yalnızca çene yukarı doğru kaldırılır. Ağız içinde
yabancı bir madde olup olmadığından emin olmak için parmakla ağız
içi kontrol edilir. Yabancı bir madde varsa parmakla çıkarılır.
Kulakla hastanın solunumu dinlenerek veya göğüsün inip çıkması
kontrol edilerek nefes alıp almadığı saptanır.
Şayet
nefes almıyorsa derhal ağızdan ağıza suni solunuma başlanır. Baş
parmak ile işaret parmağı kullanılarak hastanın burnu sıkılarak
kapatılır. Derin bir nefes alınır, ağızdan hastanın ağzına üflenir.
Daha sonra yeniden nefes alınır ve hareket tekrarlanır. Her nefes
verişte hastanın nefes alıp almadığını anlamak üzere göğsünün iniş
çıkışları kontrol edilir. Bu arada, boynun iki yanındaki atar
damarlardan nabız kontrol edilerek kalbin atıp atmadığı kontrol
edilir. Şayet nabız alınamıyorsa beyine kan dolaşımını sağlamak için
kalp masajı yapmak gerekir. Hastanın nabzı alınıyor ancak hasta
nefes alamıyorsa suni solunuma devam edilir. Hastanın ağzına her beş
saniyede bir nefes verilir (dakikada 12 nefes). Bu arada hastanın
nefesini kontrol amacıyla göğsüne bakılır. Hala nabız alınamıyor ise
kalp
masajına başlamak gerekir. Hastanın göğsüne dik açı oluştaracak
biçimde diz çökülür. Göğüs kafesinin alt ucunda kaburgaların "V"
şekline geldikleri nokta üzerine (iman tahtasının alt ucu) bir elin
ayası yerleştirilir. Diğer el ise bu elin üzerine konur. Hastanın
göğsünün 3 ila 5 cm arası içeri göçmesini sağlamak üzere tüm vücut
ağırlığı ellere aktarılır. Eşit ve yavaş bir ritmle, bu basınç
dakikada 60 kez uygulanır. 5 kez kalp masajı yaptıktan sonra 1 kez
suni solunum yaptırılır.
ÇEVRESEL OLAYLARDAN KAYNAKLANAN AV KAZALARI VE İLK YARDIM
Avlanma sırasında, avcı, birçok dış etkenlere maruz kalır. Bu dış
etkenler, atmosferin o anki özelliklerine bağlıdır. Çevre
şartlarının olumsuz yönde değişimler gösterdiği günümüzde, bu durum,
daha da fazla önem kazanmaktadır. Yaşam için gerekli olan güneş
ışınları bizi bir yandan ısıtırken, diğer yandan, uzun süre maruz
kalındığında cildimizi yakabilir veya vücudumuzun gereğinden fazla
ısınmasına neden olabilir. Benzer şekilde uzun süreli soğuk ve
rutubete maruz kalınması da tehlikeli durumlar doğurabilir. Şimdi
bunları kısaca gözden geçirelim:
Güneş yanıkları;
Güneşin mor ötesi ışınlarına uzun süre maruz kalma nedeniyle oluşur.
Deride kızarma, hassasiyet, şişme hatta su kabarcıkları görülebilir.
Birçok güneş yanığı, soğuk su banyosu ve bunu takiben kortizonlu
merhemler sürmek suretiyle tedavi edilebilir. Bu arada bolca su
içilmeli, ağrı ve ateşe karşı aspirin veya benzeri ilaç alınmalıdır
Sıcak çarpması;
Uzun süreli güneş ışınlarına veya sıcak havaya maruz kalınması
sonucu meydana gelir. Rüzgar yokluğu ve nem yüksekliği olayın
ciddiyetini arttırabilir. Özellikle yaşlılık ve şişmanlık, ayrıca su
kaybı, bazı ilaçlar, kalp hastalığı ve aşırı egzersiz kişiyi sıcak
çarpmasına karşı daha hassas yapar. Terleme, vücudun kendiliğinden
aldığı bir önlemdir. 39 C° üzerinde ateş, sıcak ve kuru bir cilt,
çarpıntı, hızlı soluk alma, yüksek veya düşük tansiyon, bilinç kaybı
ve hatta koma durumu bulgular arasındadır. Hasta kişi derhal serin
ve gölge bir yere alınmalı, bir gazete kağıdı ile
serinletilmelidir. îçine bir tatlı kaşığı tuz konmuş bir bardak su
oldukça yararlıdır.
Isı
düşüklüğü; Çok uzun süre, özellikle ıslak ve nemli giysilerle soğuk
ve nemli bir ortamda bulunmaktan kaynaklanır. Vücudun üretebildiği
ısıdan daha fazlası harcanırsa ısı düşüklüğü görülür. Vücut ısısının
36 C°'ın altına inmesi halinde, titreme, konuşma bozukluğu,
solunumda yavaşlama, zihinsel ve fiziki becerilerin azalması gibi
belirtiler görülür, ilgili kişi derhal soğuk ortamdan uzaklaştmlır.
Sıcak tutan kuru giysiler giydirilir. Eğer kapalı bir yere girmek
mümkün değilse de kişiyi rüzgardan korumak gereklidir. Alkol
kesinlikle verilmemelidir.
Donma;
Çok soğuk havalarda, uzun süre rüzgara maruz kalma sonucunda,
özellikle el, ayak parmaklan, burun ve kulaklar gibi uç noktalarda
donma görülür. Donan bölge önce soluk renklidir. Sonra kırmızı, mor
bir renk alır. Önlem olarak soğuk havalara uygun giysiler kullanmak
gerekir. Donma durumunda ise ilgili bölgeyi hemen değil yavaş,
yavaş ısıtmak gerekir.
HAYVAN ISIRIKLARI VE BÖCEK SOKMALARI
Hayvan ısırıklarının büyük bir çoğunluğu kediler, köpekler ve
tabiattaki vahşi hayvanlar tarafından kaynaklanır. Av sırasında
sahipli veya sahipsiz köpekler, tilki, çakal, kurt, yarasa gibi
hayvanlar tarafından ısırılmak olasıdır. Böyle bir durumda, ısırık
yerini su ve sabunla yıkayıp, şayet kanama fazla değilse yara
üzerini antibiyotikli bir merhemle kapatıp sarmak, daha sonra ise
kuduz ve tetanos hastalığına karşı aşı olmak gereklidir. Isıran
hayvan sahipli ise hayvanı gözetim altına almak gerekir.
Yılan ısırıkları
Ülkemiz için çok önemli bir sorun oluşturmamaktadır. Zira
ülkemizdeki zehirli yılan türleri son derece az sayıdadır. Buna
rağmen böyle bir durum oluştuğunda yaralı en geç 1-2 saat içerisinde
sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.
Böcek sokmaları
Böcek sokmaları da genelde ciddi bir sorun oluşturmaz. Ancak
allerjik yapılı kişilerde ölüme bile neden olabilecek anaflaktik
şoka kadar varan bir dizi allerjik reaksiyon oluşabilir. Böyle bir
durumda, deri üzerine kortizonlu merhemler ve kaşıntı giderici
losyonlar sürülebilir. Kişi, allerjik bünyeye sahipse derhal bir
sağlık kuruluşuna başvurulur.
Akrep sokmaları
Akrep sokmaları ise ülkemizde, özellikle sıcak bölgelerimizde
görülür. Böyle bir durum oluştuğunda üzerine amonyak sürmek ve
derhal serum yapılmak üzere bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Zira özellikle allerjik bünyeli kişilerde ölümle sonuçlanabilir.
______________________________________________________________________
Kaynak:
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü "Sürdürülebilir Avcılık İçin Temel Eğitim Kitabı". |
|